{ kavanozun dibinden }

elimde makinam yokken, ben de kavanozun dibiyle idare ediyorum. çekemediğim, kaçırmış olduğum kareleri yazarak biriktiriyorum.
_onur çöçelli

010611

zeytinburnu. sahil yolu.

öğlen vakti. tren yolunun paralelinde kalan zoraki yeşillendirilmiş alanlardan biri. birkaç adım ötesi tren rayları. bir çocuk yeşilliklerin arasında dizlerinin üstünde çökmüş. önünü raylara dönmüş elleri önünde duruyor orada. büyük ihtimalle işiyor. hemen arkasında birkaç metre geride, iki ağacın arasında bir futbol topu duruyor.

çocuğun duruşundan bir zafer okunuyor. gol sonrası dizlerinin üstünde sevinçle kayan bir futbolcuya benziyor belki de.

iki ağacı kenara alıp olabildiğince geniş bir perspektiften çekerdim.



070311

E5’te bir otobüs durağı. akşam.

durağın önünde bir otobüs. orta kapısı açık. içeride, kapıyı ortalayacak şekilde, takım elbiseli bir adam duruyor. kollarını iki yana açmış, demirlere tutunuyor. kolları ve bacakları olabildiğince gergin. kırmızı bir de kravat takmış.

otobüsün hareket halinden olacak, adamın vücudu biraz eğik duruyor. oranın hakimi gibi görünmesine rağmen, yüzündeki şaşkın ifadeden dolayı, yolunu kaybetmiş gibi de görünüyor.

adamı ortalayıp otobüsü de çerçeve olarak kullanarak çekerdim.



020311

bahçelievler’de bir cadde. akşam. hava karanlık.

cep telefonu satan bir dükkanın önü. dükkanın vitrini olması gerektiğinden daha fazla aydınlatılmış. beyaz ışıklar taşıyor vitrinden. tesettürlü bir kadın ellerini kavuşturmuş vitrine, cep telefonlarına bakıyor.

kadının görünümü buralara ait olsa da, başka toprakların ruhaniliğine sahip bir duruşu var. belki de bir rahibeyi andırıyor.

vitrin fazla aydınlık, hava fazla karanlık. çekebilseydim, kadın büyük ihtimalle karanlık çıkacaktı ya da vitrinden feragat edip kadını görünür kılabilirdim. vitrine ağırlık verecek şekilde, kadını ellerinin gözüktüğü noktaya kadar, olabildiğince arkadan çekmeye çalışırdım.



280111

taksim. gezi parkı arkası.

gece. karanlık. çimenlerin arasından geçen yolun hemen kenarında bir trafo var. trafonun önünde bir çukur var. çukurda ateş yanıyor. bir adam ellerini ateşe doğru uzatmış, ileri adım atıyor.

adamın kendini bırakmış bir hali var. kendini cehennemi andıran ateşe bırakacakmış gibi duruyor.

kadrajdan emin olamasam da, iki farklı şekilde çekmeye çalışırdım.
birinde adamı silüet olarak, diğerinde olabildiğince görünür bir biçimde..



160111

istiklal caddesi. bir yokuşun başı.

yağmur çiseliyor. yirmilerinin sonunda, belki otuzlarının başında bir kadın. yokuşun başında durmuş, aşağıya bakıyor. kadının hemen arkasında bir kestaneci var, duman yükseliyor oradan.

belli ki birisini bekliyor. kadın başını hafifçe yukarı kaldırmış. her an hapşıracakmış gibi bir ifadesi var.

arkaya kestaneciden yükselen dumanı da alacak şekilde, kadını kadrajın sol köşesine oturtup sağ tarafa yokuşun boşluğunu koyarak çekerdim.



150111

galata civarında bir yokuş. öğle vakti.

yokuştan çıkarken, kaldırımda arkası dönük orta yaşlı seyrek saçlı bir adam. dizlerinin üstünde çökmüş, bir elinde cep telefonu, konuşuyor. diğer elinde de balta var. önünde kırılmış odunlar duruyor.

belki oturuş şeklinden, önündeki şiddetli işe tezatla yumuşamış bir havası var.

mesafemi koruyup yokuş hissini kaybetmekyecek şekilde yatay eksende çekerdim.



140111

galata köprüsü. akşamüstü. hava daha kararmamış.

iri yarı, kel bir adam. siyahlar giyinmiş. sert bakışları var. hoyrat bir yürüyüşü var. balıkçıların hemen yanından yürüyor. bir elinde muz kabuğu var. yürürken muz kabuğu sallanıyor.

gücünü elindeki muz kabuğundan alıyormuşçasına, onu sımsıkı tutuyor.

hava bulutlu olduğu için ışık dengeli.
sanırım cüssesini de hesaba katacak olursak, dikey olarak çekerdim.
arkaya balıkçıları koyarak, adamla birlikte alırdım.



311210

şişhane. bir ilköğretim okulu. güneş tam tepede değil, ama sert bir ışık var. ufak bir kız öğrenci dışında bahçede kimsecikler yok.

kız öğrenci, bir elinde çantası, bir elinde kitabıyla atatürk büstünün ve türk bayrağının hemen önünde duruyor, kitaba bakıyor. belki ders çalışıyor. çantası ağır geliyor olsa gerek, çantayı bırakıyor. bu sefer çantayla birlikte o da dizlerinin üstünde çöküveriyor. bir süre öylece atatürk büstünün ve bayrağın önünde kitaba bakıyor.

dua ile masal arası bir şeyler okuyormuş gibi bir duruşu var sanki.

büyük ihtimalle geniş açıyla çekerdim.
ışık çok sert. diyaframı kısmak gerekebilirdi.
açı tepeden. bayrak olduğu için belki dikey kadraj. belki de yatay denemek gerekirdi. bilmiyorum.